Kütahya Türküleri

HİSARLI AHMET YORUMUYLA KÜTAHYA TÜRKÜLERİNİN FARKLILIĞI

             Mustafa Hisarlı, Hisarlı Ahmet’ten alınan türküler ile diğer kaynak kişilerden alınan türküler arasında farklılıkların olduğunu belirtir. Örnek olarak gösterdiği iki türkü dikkatlice incelendiğinde Mustafa Hisarlının tespitlerinde ve düşüncelerinde haklılık payı olduğu görülecektir. Tüfekçi ve Paşmakçı da Hisarlı Ahmet’in yorum farklılıklarına dikkat çekmişlerdir.

TRT Müzik dairesi yayınları TRT repertuar sıra numarası 2203 olan,  “Mustafam kaşların kara” ve TRT repertuar sıra no: 741 olan “Karmı yağdı Kütahya’nın dağına” adlı türküler, Muzaffer Sarısözen tarafından Ahmet Akıncan’dan derlenmiş ve notaya alınmıştır.

Daha sonraki yıllarda aynı türküler Hisarlı Ahmet’ten derlenmiştir. TRT müzik dairesi yayınları TRT repertuar sıra no’su 2657 olan, “Mustafam kaşların kare” ve TRT  repertuar sıra no’su 2193 olan “Garmı yağdı Kütahya’nın dağına” adlı Kütahya türküleri Yücel Paşmakçı tarafından derlenmiş ve notaya alınmıştır. Aradaki farklılıklar ilk bakışta iki farklı araştırmacının farklı bakış açıları, bilgi birikimi ve algılamaları olarak görülebilir. Bununla birlikte masa başında değil, ciddi ve titiz çalışmalar sonucunda yorum farklılıkları hemen göze çarpmakta ve Hisarlı’nın yorumları dikkat çekmektedir.

Nida Tüfekçi de, Hisarlı’nın yorumladığı türkülerde; notaların süslerine ve bu süslemelerin icracıları hayli zorlamakta olduğuna dikkat çeker. Ona göre Hisarlı değişik çalmakta, söylemekte ve değişik bir saz tavrına sahip olmaktadır. Sazındaki bu tavır aynı zamanda Kütahya tavrının diğer yörelerden ayrı bir özellik taşıdığını ispatı özelliğini taşır. Tüfekçi; Hisarlı’nın,   oya gibi işlediği hançere nağmeleri ile Kütahya ağzının varlığını bütün sanat âleminin dikkatine sunduğunu düşünür. (Hisarlı, Pektaş,1997:4).

            Yücel Paşmakçı, Kütahya türkülerinin genel özellikleri hakkında şunları söyler: “Kütahya, Osmanlı döneminde başşehir olmuş bir kent olduğu için, saray musikisi tesiri altında kaldığından söz edilir.  Kütahya türküleri daha çok inici bir özellik gösterir. Fakat kesin bir şey söylemek mümkün değildir. Tizden başlayıp pese doğru indiği gibi, karar sesinden tiz seslere doğruda çıkıcılık özelliği gösteren türküler vardır. Örneğin, ‘Gar mı yağdı Kütahya’nın dağına’ ya da ‘Kütahya’nın pınarları akışır’ gibi türküler bu özelliklere birer örnektir. Her iki özellikte de türkülere rastlanır. Kütahya türküleri genel özellik olarak çok sanatlı türkülerdir. Ses sahaları geniştir. Aşağı yukarı bir oktavı aşan genişliğe sahiptirler. Makamsal yapı bakımından oturmuşluğu vardır.” (akt: dündar,1996:37)

Paşmakçı; Hisarlı’nın çalıp söyleyişindeki ustalığa dikkat çeker ve etkilendiğini belirtir. Ona göre Hisarlı, bağlamayı tavırlı çalmasının yanı sıra, türküleri sesi ile icrası esnasında, en kıvrak nağmeleri gayet rahat ve net bir şekilde yapabilen bir hançereye sahipti. (Hisarlı, Pektaş,1997:5)